DİLİN DÖNDÜĞÜ,KALEMİN YAZDIĞI

YAĞAN YAMURA İNAT

Dışarda hiç durmaycakmış gibisine yağan yağmura inat

içimde hiç sönmeyecekmiş gibi yanan ateş
kelimeler bittiğinde
dil söylemek istediğinde
hani el uzarda bulamaz ya tutunacak bir dal
benimkisi öyle bir şey işte

kapadığında gözlerini
uzaklardan belli belirsiz bir ışık
koşarsın
kaçar
kaçarsın
peşinde koşar
ne ykalamak istersin
nede yakalanmak
koşmak
amaçsız
şuursuzca
sonsuza dek
çatlayana dek
koşmak
koşmak
koşmak
ve
susamak
 






KELİMELERİN  ANLAMLARINI  BİLMEKTEN  ZİYADE, GÜZEL DUYGULARIN BEDEN VE RUHUMUZA KATACAĞI COŞKUYU İÇTEN HİSSETMEK, VE OLUMSUZLARINDAN MÜMKÜN OLDUĞUNCA AZ ETKİLENMEK....
FIRTINANIN GEÇMESİNİ GÜLÜMSEYEREK BEKLEYEBİLECEK GÜÇTE OLMAK.
Sizlerle bu yazımda bir dostumdan gelen fotoları paylaşmak sitedim.İstedimki kelimelirn kifayetsiz kalışını fotolarda görelim. Fotolarda ki durum için acizane bir iki cümlede yorum ekledim,iyi okumalar...

Aşk ( uğruna canlar yakılan...)

cid:B412F635EB6F474CBC44449CED89C3F0@DIM1100

 

Acaba bizim aşkımız?

 

Üzüntü ( kaybettiğimizin ardından duyduğumuz en acı his...)

cid:C7F063054EA7494AA87E5D567CC6A49E@DIM1100

 

kaybederken bir şeyleri , uzanan o minik eli boş bırakmamalı...

 

Masumiyet ( en saf yanımız...)

cid:5EFD507A9C7E44F5845CA1845CC632F9@DIM1100

 

çocukça bir duruş...

 

Ayrılış ( gidenin arkasında neden gittiğini bilmeden eli kolu bağlı kalmak olsa gerek...)

cid:EA037B1DDAE54677A7B40A6BADC86CB3@DIM1100

 Acı ( hemde en acı yanı hayatın...aslında gerçeğin ta kendisi...)

cid:2EE1ACD89E9C439A91F579FEFD94BDDC@DIM1100
çaresizliktir ardında gelen...

Yalnızlık ;(kalabalıklar içinde bir başına kalmak...)

cid:B3875549ECCC4C378B2EA99E3A1A8E43@DIM1100


Saygı (herşeye inat...)

cid:33DA03E81A8143ECA0F76FFD0885C4EF@DIM1100

Merhamet ( belki de yaptığından nedamet etmek,yada elden bişey gelmemek...)

cid:C80FEA1E437E4550B153876025360EB0@DIM1100


Dostluk ( olmazsa bir dostun bir yanın boştur hep...)

cid:34222440B83743248667759B5259EB70@DIM1100
küçücük yüreğiyle  ve elleriyle kavradığı koca fil...
Sabır ( hayatta kalmanın en iyi yolu,sabredinki ferha erin...)

cid:FB6A71BB852E4115A52DE07D9B58AAB2@DIM1100
o fırtına,yağmur elbet bitecek,güneş tekrar gösterecek sıcak yüzünü...

 

 

Kurtarmak



cid:B2011D1015D04DD1955DACCFF151F421@DIM1100

En iyi Arkadaş
cid:B1CD2DD5AE0E40DDABFCDA550A849B18@DIM1100


İlahi

cid:CBE7A34801904C7AB578797CB8DBEBD5@DIM1100

bir bebek masumluğunda yaşabilseldik dünyamızı...

 
Hayat fırtınanın geçmesini beklemek değil
yağmurda nasıl dans edileceğini öğrenmektir...

 













ilim ehline verilmeli,sohbet isteyenle yapılmalı,Eleştiriye açık olmalı ama her eleştiriyi dikkate almamalı,emek veriniz üretiniz, ancak  ilminizi emeğinizi herkeze değil isteyene veriniz...
Bsöylediklerime dair kısa bir hikaye buyrun okuyun...



Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta,
öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en
kalabalık meydanına koyar mısın" demiş.
" Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin
beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı
iliştirmeyi de unutma" diye ilave etmiş. Öğrenci, birkaç gün sonra
resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş.
Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden
resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta, yine resmi şehrin en kalabalık
meydanına bırakmasını istemiş.

Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç
fırça koymasını söylemiş.
Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden
bir yazı bırakmasını önermiş.

Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç
dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş:

"İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri
sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış
insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet,yapıcı,olumlu olmalarını istedin. Yapıcı
olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye
cesaret edemedi.

* Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsınız.
* Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunmayınız.
* Asla bilmeyenle tartışmayınız.


 



 

RABBİNİZ İLE KONUŞUN


RABBİNİZ İLE KONUŞUN.. !!!
ÇÜNKÜ O SİZE HERŞEYDEN DAHA YAKIN...

Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: Ben ki sana çok yakınım. (Bakara suresi, 186)

Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: Rabbini sabah-akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. (A'raf suresi, 205)

Dedim: Bu da senin yardımını ister.
Dedin: Allâh'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? (Nur suresi, 22)

Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.
Dedin: (Öyleyse) Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. (De ki ; Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (mü'minleri) çok sever.
(Hud suresi, 90)

Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?
Dedin: Kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allâh'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? (Tevbe suresi, 104)

Dedim: Defalarca tevbe edip tevbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.
Dedin: Allâh azizdir, her şeyi hakkıyla bilendir; O, günahları bağışlayan ve kullarının tevbesini kabul edendir. (Mü’min suresi, 2-3)

Dedim: Bunca günahım var, hangisinin tevbesini yapayım?!
Dedin: ( De ki ): “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer suresi, 53)

Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın?
Dedin: Günahları Allâh'tan başka kim bağışlayabilir ki!.. (Alİ İmran, suresi,135)

Dedim: Ne kadar güzelsin Allâh'ım!Bilmiyorum, bu kelâmın karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum; seni çok seviyorum Allâh'ım!
Dedin: Şüphesiz ki Allâh, tevbe edenleri ve temizlenenleri sever. (Bakara Suresi, 222)

Birden "Allâh'ım, Rabbim! Benim senden başka kimim var!" dedim.
Sen de Allâh kuluna yetmez mi? (Zümer suresi, 36) buyurdun.

Dedim: Sen ki, beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin, ben ne yapabilirim?
Dedin: Ey inananlar! Allâh'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbihedin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allâh, mü'minlere karşı çok merhametlidir. (Ahzab suresi, 41-43)

Kendi kendime dedim: Allâh'ım, seni çok seviyorum.

 











 



Yazık ki akşam oldu biz yine yalnız kaldık

Bir kıyısı görünmez denize daldık

Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede

ALLAH'ın denizinde ALLAH'tan uzak kaldık...

Mevlana

 




Herşey O'nun izniyle ...

O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.

(En'âm; 59)




....Ve sen yine denendiğinde
ve yine kalbin daraldığında
ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında
ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde...
Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını!


ALLAH kuluna kâfi değil mi?


(Zümer/36)










18 Mart 1915...
Günümüzden tam 95 yıl öncesi:

Büyük Şair Mehmet Akif Ersoy'un şiirden abide diktiği Çanakkale Şehitlerimizi anıyoruz.

 

                          Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker,

                          Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı, değer.

 

                          Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhidi,

                          Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.

 

Haritada Anadolunun yerini gösteremeyecek binlerce ANZAK (İngiliz sömürüsü olan YeniZelandadan gelen askerler), Hindular ,yamyamlar bilmem ne belalar,İngiliz ve Fransızların çıkarları için Çanakkaleye gelirler. Amaçları Çanakkale boğazından geçerek Marmaraya girmek ve oradan İstanbula ulaşmak.Ancak bu mümkün olmayacaktır.253.000 Anadolu aslanı kanlarını canlarını ortaya koyacak ve ÇANAKKALE GEÇİLEMEYECEK...
Bu şanlı destan heryıl 18 Martta tekrar hatırlanır.Mühim olan sevgili gençlerimizin buönemli tarihi unutmamak ve unutturmamaktır.Allahımızdan dileğimiz odurki bu savaşların tekrarı yaşanmasın. 

Şehitlerimizi minnet ve şükran duygularıyla anıyoruz.

Zafer şehit vermeden kazanılmıyor. Çanakkale-Gelibolu zaferlerini kutluyoruz.



















Niceleri geldi , neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler:
Sen hiç gitmeyecek gibisin , değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler

                                                       Ömer Hayyam

 




Sultan Mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş.
Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. Sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler. sultan mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde
" bu da geçer ya hu"
yazıyormuş....

 




Kapattık bazı kapıları dostlar…

kör bir kilit vurduk üzerlerine..

Şimdi açılırlar mı yeniden, en tılsımlı sözleri söylesek?..

Yahut yeni kapılar açsak, kaybettiklerimizin peşine düşsek..

Kör kilitli kapıları açmak gerek dostlar..

Biraz cesaret gerek belki..

Gerçeklerle yüzleşmeye cesaret, gerçekleri kabullenmeye cesaret..

Ve gayret, ve gayret…

 




Hz. Lokman:
“Ey oğul!

Dünya derin bir denizdir, pek çok insan onda boğuldu.
-Gemin takva
-Yükün iman,
-Halin tevekkül olsun.

Umulur ki kurtulursun...!

 

 




Neye Yaklaşsam Sonu Ayrılık ve Kırgınlık..
Anladım ki MEVLA'dan Gayrisine yokmuş yakınlık...

HAYDİ SAĞLICAKLA KALIN DOSTLAR... UMARIZ BU SNAL PENCEREDEN GÖNÜL TELİNİZİ BİRAZCIKDA OLSA TİTRETMİŞİZDİR...SAYGILAR...







CEMRE NEDİR?
Hani dilden dile günümüze kadar gelen,ancak çoğumuz tarafında ne oldu bilinmeyen cemre.Önce havaya sonra suya son olarakta toprağa düşen cemre.Düştüğünde doğa canlanmaya başlar,çiçekler açmaya başlar.Aslında baharın müjdecisidir cemre.
İşte cemre sizlere:

Eski göçebe türkmenlerde genellikle orta asyanın soğuk havası karşısında korunmak amacıyla çadırlar yan yana kurulurmuş.

en ortada türkmenler, onun yanında gündelik eşyalar, en sonda hayvanlar. havalar soğumaya başlayınca en dışdaki çadıra bir soba kurulur, biraz daha soğuyunca ikinci çadıra soba kurulur  ve en soğuk dönemde insanların oturduğu en merkezdeki çadıra soba kurulurmuş. (soba derken ateş yakılırmış)

Baharla birlikte havalar ısınınca en dıştaki  ateş söndürülür, yani cemre kaldırılır, (düşer anlamında) biraz daha ısınınca ikinci ateş(cemre ) düşer, iyice ısındığında  en merkezdeki  ateş(cemre) söner veya düşer.

Şu ana kadar benim okuduğum cemre ile ilgili tek bilgi bu.


Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız yerinde olsun.

SAYGI VE SEVGİDEN MAHRUM KALMAYIN...

UNUTMAYIN Kİ BÜYÜKLERİNİ SAYMAYAN, KÜÇÜKLERİNDEN SEVGİ VE HÜRMET GÖREMEZ

SAYGILAR YEŞİL VATANIM YEŞİLYAKA VE İÇİNDEKİ MUTLU İNSANLARI...





Hz.Sülayman yolda giden bir karıncaya rastlar.Malumunuzdurki hayvanların dilini anlama yetisi Allah tarafından kendisine verilmiştir. Karıncaya derki " bir yılda nekadar besinle beslenirsin", Karınca şu cevabı verir " bir buğday tanesi yeter bana". Bunu işiten Süleyman peygamber karıncayı bir kavanozun içine atar,kapağına karıncaya yetecek hava girecek kadar bir delik açar.Daha sonrada karıncanın söylediği bir buğday tanesini kavanuzun içine bırakır.
Bir yıl sonra karıncanın yanına gelir,bir de görür ki karınca buğday tanesinin yarısını ancak yiyebilmiştir.Karıncaya der ki;" Hani bir buğday tanesi yiyebilirdin,neden yarsını bıraktın?"
Karınca şu cevabı verir; " Ben o buğday tanesi için gece demem gündüz demem,yaz-kış,dağ-taş demeden çalışıp didinirim,kimseye boyun eğmem,namerde muhtaç olmamam içinde ALLAH bana o buğday tanesini verirdi. Ama sen bana bu buğdayı verdin,sana nereden güveneyim ya gelecek yıl için buğda vermezsen ben ne yaparım,onun için yarısını bu yıl yedim yarsını gelecek yıl için bıraktım der.
Şmdi sevgili dostlar bu kıssadan iki çıkarım yapabiliriz;
1- Elden gelene güven olmaz , onunlada öğün olmaz
2- Elinin emeği,alnını teri olayan hiç birşeyden medet umma,
Görüşmek üzere,saygılar...
-





selam yeşilyakalılar dedik ya dilimin döndüğünce amatörce SAKARYA İÇİN YAZDIĞIM BİR İKİMISRA:

umutlar taşır yarınlara sakarya
aslında sakaryanın sırtındadır
hemen yanıbaşındakilerin umutları
o sessizce uzaklaşırken
arkasında kalan nemli gözlerin farkındadır.
ama gitmelidir
onu bekleyen başka umutlara
anadolunun masum çocuklarına
bilirki kimse farkında değildir onun
ama o yinede bereketini bırakarak geride
masumca devam eder yoluna
nice canlar taşır bağrında
sanki vermek istemez toprağa
fakat bilirki bırakmalı o canları
kara toprağın bağrına
kalır kaderiyle yalnız
hırçındır bazan dizginlenemez
kükremiş seldir sığmaz bendlere
biran durur karadenizdeki sonuna inat
gitmelidir sonsuzluğa
kendine inat



saygılar
dedik ya dilimizin döndüğü gönlümüzden kaleme akanlardır bu mısralar...


SELAM ...
SİZLER İÇİN YİNE GÜZEL BİR YAZI:


İNSANI DÜZELTİNCE, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ



 

Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış.
Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek
için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış.Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım , dinleneyim diye düşünmüş .

Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş . Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış,"bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka " demiş.Ardından da içinden derin bir
oh çekmiş; "dünyanın  coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de
toplayamaz bunu iyi akıl ettim " diyerek sevinmiş . Aradan 10 dakika
geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayı düzelttim
parka gidebiliriz demiş .

Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş.
 Çocuk demiş ki; bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı...

İNSANI DÜZELTİNCE, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ


Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz’in(sallallahü aleyhi vessellem)  yanına gelerek, "Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var" der Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, "Ne istiyorsan sor" buyurur Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz(s.a.v) arasında şu diyalog yaşanır:

1- İnsanların en zengini olmak istiyorum

- Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun

 

2- İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum
- İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır Sen de insanlara faydalı ol

3- İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum
- Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun

4- İnsanlar içinde Allah’a en yakın, O’nun en has kullarından olmak istiyorum

- Allah’ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah’ın en has kulu olursun

5- Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum

- Allah’a, O’nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni görüyor

6- İmanımı kemale erdirmek istiyorum

- Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer

7- Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum

- Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun

8- İnsanların en merhametlisi olmak istiyorum

- Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin

9- Günahlarımın azalmasını istiyorum

- İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvarırsan günahların azalır

10- İnsanların en kerimi olmak istiyorum

- Allah’a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun

11- Rızkımın bol olmasını istiyorum

- Temizliğe devam edersen rızkın bol olur

12- Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum

- O zaman Allah ve Resulü’nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme

 

13- Allah’ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum

- Kimseye kızmazsan Allah’ın gazabından ve kızmasından kurtulursun

14- Duamın kabul edilmesini istiyorum

- Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur


15- Allah’ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum

- Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın

16- Allah’ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum

- Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter

17- Benim günahlarımı ne siler?

- Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah’a kulluğun) ve hastalıklar

18- Allah yanında hangi iyilik daha faziletlidir?

- Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza

19- Allah yanında en büyük günah hangisidir?

- Kötü ahlak ve Allah’ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik

20- Rahman Allah’ın gazabını ne dindirir?

- Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek)

 


 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: atilla önce( atlaonce26otmail.com ), 14.03.2010, 18:26 (UTC):
çok güzel bir bölüm olmuş eline yüregine saglık istersen farklı bir bölüm daha yapabilrsin.

Yorumu gönderen: atilla önce( atlaonce26hotmail.com ), 10.02.2010, 14:08 (UTC):
evet gerçekten sevgiliye olunca sayının ne önemi var böyle bir köşe yapıp sitemize renk kattıgın için çok teşekkürler devamını bekliyoruz.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
SAAT
 
Reklam
 
SİTEYİ HAZIRLAYANLAR
 
SON DAKİKA HABERLERİ
 

HAVA DURUMU
 
 
Bugün 5 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=